hastane tualetinde kaçamak

Oğlum hastalanmıştı. çalıştığım ilçede hastane olmadığı için, yakın bir ilçeye acil bölüme götürdüm. Orada teşhis kondu ve iyileşmesi için 15 gün kadar gözetim altında kalması gerektiğini söylediler. Anlayacağınız 15 gün kadar hastanede misafir olacaktık. Bu durumdan hoşlanmamıştım. Ama yapacak başka bir şey de yoktu. Kendimi refakatli olarak yazdırdım ve oğlumun yanında ben kaldım. Ne de olsa biraz dayanıklıydım. Sadece geçmeyen vakit canımı sıkıyordu. Sonunda ona da bir çözüm bulmuştum. Bir sürü macera romanı aldım ve onları okumaya başladım. Bu sayede hem vakit geçiriyordum, hem de oğlumu yalnız bırakmamış oluyordum. Yoksa sıkıntıdan gezintilere çıkıp, oğlumu yalnız bırakırdım. Bulunduğumuz oda 2 yataklı idi. Birkaç defa 1 günlük hastalar geldi gitti. Bu beni rahatsız etti. Hastane yönetimiyle görüştüm, eğer mümkünse yanımıza bizim gibi uzun süreli kalacak hastalardan vermelerini rica ettim. Sağ olsunlar, beni kırmadılar. Oğlumun yaşlarında bir hasta geldi bir gün. Bu oğlum için de iyi olmuştu. O gençla kısa sürede anlaşmaya başlamışlardı. Zaten gençlar her zaman büyüklerden daha çabuk kaynaşırlar. Gelen çocuğun annesi vefat etmişti. Babası 2. Hanımla evlenmiş. İlk gün karı koca sabaha kadar nöbet tuttular. Ama kadının canı çıkmıştı sabaha kadar. Kocasına eve gitme konusunda sabaha kadar telkinde bulundu. “gidelim, Nazife’yi gönderelim. O bekler” diyordu. Konuşmalarından evlerinin hastaneye yakın olduğunu ve her gün gelip gideceklerini öğrendim. Sabah, çocuğu bana emanet ederek gittiler. 1 saat kadar sonra 23-24 yaşlarında bir bayan geldi. Odaya girer girmez genç hemen “abla” diye haykırdı. Durum anlaşılmıştı yeni gelen, çocuğun refakatçisi idi. Bana teşekkür etti. çocuğun yüzü gülüyordu. Belli ki ablasını çok seviyordu. Ayrıca üvey anneden de kurtulmuştu. Benimle tanışmak için “ben Nazife” dedi. Ben de kendimi tanıttım ve onun ismini bildiğimi söyledim. Artık sohbet edeceğim birisi vardı odamızda. gençlar kendi aralarında sohbet ediyorlardı. Biz de pencere kenarında ki masaya oturduk. Sohbet etmeye başladık. Havadan sudan konuşuyorduk. Bu arada onu alıcı gözüyle bir süzüyordum. Etine dolgun bir bayandı. Saçları hafiften kıvırcığa çalıyordu. Esmerdi. Göğüsleri kocamandı. Elbisenin üzerinden belli olan göğüs uçları çok hoşuma gider. Nazife’de de bunu aradım ama bulamadım. Sanki göğüs uçları kaybolmuştu. Onun gelmesi gençların bakımında beni de rahata kavuşturmuştu. Odanın tertip ve düzeniyle ilgileniyordu. Oğlumu da kardeşinden hiç ayırmıyordu. Ben de dışarıdan ne alırsam onlar için de alıyordum. Bir şey getirilip götürülecek olursa ben koşturuyordum. Sanki bir aile gibi olmuştuk. Günler geçtikçe birbirimizi daha iyi tanıyorduk. O da evliydi. Kocası İstanbul’a çalışmaya gitmiş. O da babasının yanında kalıyormuş. Kocasının dönmesini veya İstanbul’a yerleşmeyi bekliyordu. Uzun süredir yalnızdı anlayacağınız. Benim daha çok ilgimi çekmeye başlamıştı. Ama bu ortamda ne yapabileceğimi bilmiyordum. Hafiften yoklama falan yapsam uygun olmazdı. Hastaneden çıkmamıza daha 7-8, belki de 10 gün vardı. Bu kadar süre içinde hem onu arzulayıp, hem de ona sahip olamamak düşüncesi beni çıldırtıyordu. Buna bir çözüm bulmam lazımdı. En iyisi her şeyi açıkça konuşmaktı. Bu konuşma da gençların yanında olmazdı. Ona özel konuşmak istediğimi söyledim. Hemşireler hasta gezintisini bitirmişti. Gecenin yarısında en azından birazcık uyuma derdiyle odalarına çekilmişlerdi. Boş olan bir odaya gittik. Oradaki yataklardan birisine oturdum. O da karşımdaki yatağa oturdu. Ve ne söyleyeceğimi beklemeye başladı. öncelikle konuştuklarıma katılmayacak olursa, her şeyin bu odada kalmasını ve her şeyi unutmasını söyledim. Fakat ben ona açılamazsam huzursuz olacağımı söyledim. Lafı döndürüyordum anlayacağınız ama söylediklerim de doğruydu. Odamızdaki ortamın da bozulmasını istemiyordum. Beni de kadınlara sarkıntılık eden birisi olarak tanımasını istemiyordum. Başını olur anlamında salladıktan sonra, çok güzel olduğunu söyledim. Beğendiğimi ve onu arzuladığımı anlattım. Kocasının onu bırakıp gitmekle aptallık ettiğini söyledim. Gerçekten de böyle bir hatun bırakılıp da gidilir miydi. Derin bir nefes aldı ve o da konuşmaya başladı. şu anda cümleleri tam hatırlayamıyorum ama özet olarak: Seksi çok seven bir bayan olduğunu öğrendim. Uzun süredir de yalnızdı. Bu durum onun için çok zordu…. Tabi bu konuşma kısa bir sürede olmadı. Sizi sıkmamak için kısaltarak anlatıyorum. Neyse tuvalete gideceğimi söyledim ve ayağa kalktım. O da tuvalete geleceğini söyledi. O bayanların tuvaletine, ben de erkekler bölümüne gittim. İşimi bitirdikten sonra koridora çıktım. Kimsecikler yoktu. Hemen yan taraftaki bayan tuvaletine girdim. Lavaboda ellerini yıkıyordu. Aynadan yüzünü gördüm. Yüzü renkten renge giriyordu. Anlaşılan heyecanlanmıştı. Ama ses çıkarmadı. önceki konuşmalarımızdan da cesaret alarak yanına yaklaştım ve arkadan sarıldım. Ellerini ellerimin üstüne koydu ve bastırdı. O da beni arzuluyordu. Yarağım iyice sertleşmişti, kalçalarına baskı yapıyordu. O da poposunu bana doğru bastırdı. çok istekli olduğu her halinden belli oluyordu. Boynunu öpüp yalarken ellerimle de göğüslerini okşamaya başladım. Tir tir titriyordu. Seks nelere kadir, büyük zevk kaynağı. Bunu yaşayan bilir. Ama seks bir bayanla erkek arasında olunca güzel. Bir bayanla beraber iken hiçbir sınıra takılmak istemem. Her şeyi doya doya yaşamak isterim. Ama burada her an yakalanma durumu vardı. Ayrıca lüks bir yatak odasında değildik. Ne olursa olsun, ikimiz de sikişmek istiyorduk ve şu an çok arzuluyduk. Bu durumları da kaçırmamak lazım. Böyle anlar ayrı bir heyecan veriyor. Kendisini bana doğru çevirip öpmeye başladım. Gömleğini de yukarı kaldırdım. Sutyeninden memelerini çıkardım. Esasında meme uçarlının büyük olduğunu gördüm. Memelerin ucuna peçete koyarak belli olmalarını engellemiş. O peçeteler yere düştü. Ben de hemen ağzımı yanaştırıp emmeye başladım. Elimde eteğinin altında faaliyete başladı. Amını bulup okşamaya başladım. Amı avucumu dolduruyordu. Kendisi gibi amı da etine dolgundu. Kilodunu bacaklarından sıyırarak çıkardım. Sonra lavabodan tutunarak önümde domalmasını sağladım. Bacaklarını önümde araladı. Amı kabak gibi açığa çıktı. Gerçekten büyük bir amı vardı. Bunun deliği de büyüktür diye düşündüm ama yanılmışım. Yarağımı o sulu amına sokarken zorlandım. Demek ki büyük amların bile deliği küçük olabiliyormuş. Aslında nasıl olursa olsun, iki vücudun birleşmesi önemli. Büyük veya küçük, dar veya geniş olması önemli değil. Hızla sikmeye başladım. Ona doğru vururken oda götünü geriye doğru bastırarak içine daha çok girmemi sağlıyordu. Müthiş bir sikiş temposu tutturmuştuk. şakırtı sesleri tuvaleti dolduruyordu. Sonra da ben kendimi tutamadım, içine fışkırdım. Bu onu daha da çılgına çevirdi.      hastanede seks,hastanede türk seks,porno hikaye,seks hikaye,

sex hikayeleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir